YASALDIR AMA

E. Reha KORKMAZ

16:58:05 | 2020-06-11

Alev Alatlı’yı bilmeyen yoktur sanırım…

İyi bir felsefeci, araştırmacı ve yazardır. Hayatı bilimsel çalışmalarla geçmiş yurtdışında eğitim almış ve önemli işlere imza atmıştır.

Alatlı 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde bir konuşma yapmıştı. Orada bulunanların birçoğu, belkide tamamı iç geçirerek Yazar Alev Alatlı'yı dinlemişlerdi. Ala tlı’nın söylediği sözler adeta “hayat dersi” niteliğindeydi. Konuşmanın anafikri, kendisini muhafazakâr olarak tanımlayan kesimin kulağına küpe olması gerekiyordu. Alatlı, konuşmasında verdiği örneklerle yasal olan her şeyin helal olmadığını örnekleri ile anlatıyordu. İşin ilginç yanı da Yazar Alev Alatlı'nın sıraladığı örneklerin satır aralarında verilen mesajların, hayatımızın her döneminde karşımıza çıkan gerçeklerle birebir örtüşmesiydi. Alatlı'nın tarihi konuşmasının özü beki de okullarda öğrencilere anlatılması gereken bir dersti. Alatlı şu şekilde konuşmuştu o gün: “Aslolan, hakkın eda edilmesi olmalıdır; aslolan helalleşmek olmalıdır, helalleşmek olmalıydı. Helalleşmek, mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıydı; çünkü her yasal hak, helâl değildir ve olamaz. Suruç ile Kobani'nin arasında çizgi çekmek, Birinci Dünya Savaşı galiplerinin yasal/kılıç hakkıdır belki; ama helâl değildir. Keza, iflas eden kardeşinizin haraç-mezat satışa çıkarılan evini satın almanız yasal hakkınız olabilir; ama helâl değildir. İmar ruhsatı olan bir müteahhit, şehrin ufkuna tecavüz ederken yasal olarak suçsuzdur; ama yaptığı iş, helal değildir. Yeni ve çok daha ucuz bir enerji türünün pazara/piyasaya girmesini önlemek üzere üretim haklarını satın alıp sümen altı eden bir petrol şirketi de, yasal olarak suçsuzdur; ama yaptığı iş, helal değildir. Keza raf ömrünü uzatmak için ekmeğin hamuruna kanserojen madde katan gıda üreticisi, formülü ambalajın üstünde yazdığı sürece suçsuzdur; ama helal değildir. Bir kalem darbesiyle atar ergenleri sokağa döken yazar, alevler afakı sardığında suç mahallinde değilse, olayları evinden izliyorsa, suçsuz sayılacaktır; ama helal değildir. Şimdi buradan, şöyle bir öngörüde bulunuyorum: 21.yüzyılın en yaman toplumsal projesi; "Helâl olanı, yasal olanla örtüştürmek olsa gerektir." Kadim değerlerle rabıtası zedelenen özgürlüklerin şerden yana bükülmelerini önlemenin yollarını bulmak zorundayız. Yasaların tanıdığı haklardan insanlık veya Allah adına feragat etmenin garipsenmeyeceği bir yeni düzen, dünya yaratmak zorundayız. Tarihin bize öğrettiği bir şey var: İster en mükemmel yönetim sistemini, ister ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmiş olsun; bir medeniyetin sevgi ve nefis terbiyesi dumura uğramış, manevi enerjisi tükenmişse; o medeniyeti ne Birleşmiş Milletlerin tüzüğü, ne Helsinki beyannamesi, ne AİHM mevzuatı, ne de en üstün silâhlar kurtarabilir. ..."

Etrafınıza bir bakın. Kamuyu yönetenler, çok ortaklı şirketlerin idarecileri, hizmet ve ürün satanlar, patron şirketlerinin idarecileri, vakıfları yöneten mütevelliler, siyasetçiler yani tüm insanlar… Yasal olan ama helal olmayan bir durum var mı etrafınızda?

İğneyi kendinize batırmaya hazır mısınız?




ETİKET :  

Tümü